Cumartesi, Mayıs 12, 2007

breakdown

çok sevdiğim birisinden gelen bir yazıyı paylaşmak istedim...

Hayatta insanın en zalim davrandığı canlı, hayvan, insan ya da bütün mahlûklar içinde, ne yazık ki kendisi oluyormuş. En hırpaladığı, en üzdüğü ve en önemlisi en az "saygı" gösterdiği mahlûk; kendisi... Anne rahmine düşen ilk kan pıhtısından, ölüm anının en uç noktalarında dökülen ter zerreciklerine kadar insan ırkı sadece ve sadece kendi aleyhine kullanıyor sayılı nefeslerini. Başkalarına verdiğin sözü tutmak için bile elinden geleni yapan sen, niye kendin için verdiğin sözlerini unutursun? Hangisi daha acı; bildiğin halde vicdan azabı duyarak yapmamaktı, yoksa kendini yok sayıp unutmak mı? Hangisi daha iyi; harcanan çabaların uğruna çektiğin ruhsal çöküntümü, yoksa insanlığın ya da seni sen yapan insan olma bilincini kaybetmek mi? Her banyoya girdiğinde vücudunu canice kanayana kadar keselerken çıkan kirler, kalbinin derinliklerinde sadece senin ve Yaradan'ının bildiği yasak, ahlak dışı ve en önemlisi senin kendine saygını yitirten yok oluşun külleri olduğuna mı inanmak istiyorsun ve sadece "madden" her temizlenişinde yeni tertemiz bir kalbin var olması ümidiyle o anı geçiştiriyorsun? Sayılı dakikaların tadını çıkarmak istiyorsun, çünkü gerçek dünyada ne yazık ki kendine olan saygının ve değerin yeri yok. Ancak kendinden nefret eden biri, kendisini mahlûkatın dışına koyan bu seviyesizliğin içinde bata çıka boğulup gider. Bir çıkar beş batar, yarım çıkar on batar; zamanla çıkış periyotları azalır ve biter. İşte o an senin bittiğin andır. İnsan kendi adına ne yapmak ister, nasıl anılmak ister; dünyadan göçtüğü vakit arkasında nasıl bir "ben" bırakmak ister. Yâda insan ne yaparak öldüğü zaman asıl doğum gününe ve sonsuzluğun hazzına ulaşır? Ben galiba erişemeyeceğim; iki dünyada da bana verilen insan olabilme, düşünebilme; karar verip uygulayabilme yetisine ulaşamayacağım. Kendi yok oluşumu kendi ağıtlarımla uğurlayacağım, yok olan bana gözyaşlarıyla el sallayarak... Güle güle "masum küçük kız" ve hoş geldin "hiç kimse"...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

yazıda anlatılanların tamamına katılıyorumm.. ve ben de demek istiyorum :"güle güle öteki masum küçük kız"...
kendimizi nasıl da hiçe sayıyor olduğumuz meydanda. nasıl da ellerimizle boğduğumuz kendimizi gayet açık, fakat göremiyormuyuz neyiz? anlayan varsa lütfen anlatsın...